Güzelliğiyle baş döndüren şehir Denizli’nin her köşesinde farklı bir tarih yatıyor, Laodikya Antik Kenti’de en önemli hazinelerinden biri. Türkiye’de gezdiğim; bilgilendirme ve yönlendirme levhalarının düzenlemeleriyle en başarılı antik kent diyebileceğim, Laodikeia’nın tüm kazı ekibine yürekten teşekkür ederek, “helal olsun” diyerek, ayakta alkışlayarak başlamak istiyorum söze.

Tarih boyunca meydana gelen büyük depremler nedeniyle yıkılmış ve tahrip olmuş olsa da günümüzde hala Laodikeia tüm heybetiyle ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Laodikeia’nın en önemli yapıları içinde; Anadolu’nun en büyük stadyumu, 4 hamam kompleksi, 2 tiyatro, 5 agora, tapınaklar, kiliseler ve anıtsal caddeleri bulunuyor.

Laodikya, Seleukoslar Kralı II. Antiokhos Teos tarafından eşi kraliçe Laodike adına, M.Ö. 3. yy’ın ortalarında (M.Ö. 261-253) kurulmuş. Hali hazırda Türkiye’nin 2. büyük antik kenti olan yerleşkede, arkeolojik kazıların daha yüzyıllar boyunca süreceği konuşuluyor.

Laodikeia Antik Kenti : Suriye Caddesi

Suriye Caddesi

Gezmeye, kentin agoralarının da bulunduğu “Suriye Caddesi” ile başlıyorsunuz. Kentin girişinde sadece kalıntılarını görebileceğiniz Suriye Kapısı’nın burada bulunması nedeniyle, bu caddeye “Suriye Caddesi” adı verilmiş. Bu caddedeki sütunlar ve kalıntılar birbirlerinden oldukça farklı. Nedeni ise kenti yıkan birçok deprem meydana gelmesi. Yıkıcı etkileri oldukça fazla olan bu depremlerin ardından caddeyi tekrar hayata döndürmek için devşirme malzemeler kullanılmış. (Heykeller kesilerek kanalizasyon kapağı olarak kullanılmış mesela. )
Laodikeia bir ticaret kenti olduğu için caddenin her köşesini, dönemin ihtiyaçlarına yönelik açılan dükkanlar süslüyormuş.
Saraylarda kullanılan, Roma’nın her köşesine ihraç edilen meşhur Laodikeia kumaşları burada üretiliyormuş. Üretimin ve ticaretin dolayısıyla da zenginliğin merkezi diyebiliriz Laodikeia Antik Kenti için.

Laodikeia Antik Kenti : Tapınak A

Bahsettiğim büyük depremler nedeniyle tahrip olmuş burası da fakat kalıntılara dahi baktığımda kentin ihtişamını tahayyül edebildim ben. Kutsal ve çok özel bir alan olarak görüldüğü için sadece rahipler ve imparatorlar girebiliyormuş tapınağın içerisine. Halk, tapınağın sadece merdivenlerinin önüne kadar gelip basamakları çıkamıyormuş; ibadetlerini tapınak avlusunda yapıyorlarmış yani. Ayrıca tapınak bahçesindeki lahitte bulunan 1900 yıllık horoz figürlerini incelemeden ayrılmayın sakın. Denizli’nin simgesi olan horoz, o zamanlar da güç ve cesaretin sembolüymüş.

Laodikeia Antik Kenti : Laodikeia Kilisesi

Burası İncil’de bahsi geçen ilk 7 kiliseden birisi olması nedeniyle Hristiyanlık tarihinde büyük öneme sahip. Ayrıca kilisenin vaftizhane odası içerisinde yer alan vaftiz havuzu Hıristiyanlık tarihinin en eski ve sağlam kalabilmiş olan yapılarından. Böyle önemli bir değerin topraklarımızda olması gurur verici.

Laodikeia Kilisesi, Hristiyanlığın M.S. 313 yılında serbest bırakılmasının ardından yapılmış. Depremler nedeniyle tahrip olsa da muhteşem bir restorasyon çalışmasıyla sergilenir hale getirilmiş. Laodikeia Kilisesi’nin üstüne dış etkenlerden doğacak zararlardan korumak amacıyla mimari dokuyla uyum sağlayan paneller ile çatı örtüsü yapılmış. Bilgilendirme levhaları ve yürüyüş alanları ile ziyaret edilmesi oldukça kolay ve konforlu olmuş, öyle ki Türkiye’de daha iyisini görmedim şimdiye kadar.

Not: Ülkemizin yapacağı uluslararası bir tanıtımla, buranın Hristiyanlar için önemli bir Hac merkezi olabileceği ve milyonlarca insanı çekebileceği de şehrin gündeminde olan konulardan.

Laodikeia Antik Kenti : Batı Tiyatro

Denizli Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle restorasyonunun yıl sonunda tamamlanması planlanan 15 bin kişilik kapasiteye sahip Batı Tiyatrosu, 1600 yıl sonra kültür ve sanat etkinliklerine yeniden “merhaba” diyecek. 2021’de tiyatro ve konserlere ev sahipliği yapacak olan bu muhteşem tiyatro, geçmişle geleceği buluşturacak. Görmeden gitmeyin derim ben.

Kaynek: www.denizli.bel.tr

Laodikeia Antik Kenti : Kuzey Tiyatro

Bu yamaç oyularak 12.000 kişilk oturma kapasitesi olan tiyatro alanı oluşturulmuş. Fotoğraflarda gördüğünüz gibi oldukça tahribata uğramış. Önce deprem nedeniyle yıkılan alan, MS. 7.yy’dan sonra burası taş ocağı olarak kullanılmış. Hazır kesilmiş mermer blokları, oturma basamaklarını söküp kullanmışlar. Şaka gibi ama gerçek ne yazık ki.

Laodikya Antik Kenti Ortalama Ziyaret Süresi: Ne kadar ilgili olduğunuza bağlı olarak ziyaret süreniz değişkenlik gösterecek olsa da en az 1 – 1,5 saat gibi bir süre ayırmanız gerektiğini düşünüyorum.

Laodikya Antik Kenti Giriş Ücreti: 25 TL (Mart 2020) – Müze kart geçerli. Güncel fiyat bilgisi için link.

Laodikeia’ya Nasıl Gidilir?

Laodikya Antik Kenti Denizli şehir merkezine 6 km. gibi kısa bir mesafede yer alıyor, özel aracınız ile yaklaşık 10 dakikada ulaşabilirsiniz. Toplu taşıma ile de Denizli Otogar’ından Pamukkale yönüne giden toplu taşıma araçlarına ve Korucuk minibüslerine binebilirsiniz. Loadikya’nın konumu ise şurada.

Övgü Dolu Not: Kazı çalışmalarının başındaki Prof. Dr. Celal Şimsek’in önünde saygıyla eğiliyorum. Tarihe değer katmışlar resmen.


Umarım bu yazı, Laodikeia gezisi planlayanlar için yararlı olmuştur.
Eklemek istediğiniz herhangi bir öneriniz veya sorunuz varsa, aşağıda yorum yaparak paylaşırsanız çok sevinirim.
Okuduğunuz için teşekkürler!
Sevgiler.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz